
|
|
Merhaba vucutcu.com ailesi
|
Merhaba vucutcu.com ailesi
İlk yazım da Türkiyedeki vücut geliştirme federasyonu gerçeğine fazla derine girmeden, keyfimizi fazla
kaçırmadan değinmek isterim.
Teknolojinin, medyanın, internetin bu kadar gelişmiş bir zamanında yaşarken gözümüzün önünde hatta
gözümüze parmaklarını sokarcasına yapılan yanlışlar ve bizim bu yanlışlara kayıtsız kaldığımız 1991
tarihinden bu zamana kadar yaşanan bir federasyon gerçeği var.
Vücut geliştirme camiası bir Ankara Ağa’sı , sporcunun azarlanması konusunda ihtisas yapmış
başkanlık döneminde Şahinden Mercedes’e yükselmiş bir başkan gördü. Vücut geliştirme camiası
ingilizcenin yes ve no dan ibaret olduğunu sanan zar zor bulunan sponsorları kendi çıkarları için
kullanan, eski bir dünya şampiyonuda gördü ve son olarak ta Türkiye’nin ceza aldığı 2 sene içinde
başkanlığa gelen bu ceza dönemini yeni güçlü bir yönetim kurmak bu kötü gidişatın en kısa zamanda
düzelmesi çalışmalarını planlamakla geçireceğine vücut geliştirme camiasına tüm iyi niyetleri ile
bir şeyler yapmaya çalışan insanların önüne set çekmek ve yeni düzenledikleri web sayfasında kişisel
reklamını yapmayı tercih eden bir federasyon başkanı izliyor.
Madalyonun öteki yüzünde aynı vücut geliştirme camiası, 1992 öncesi hayatını spora adamış tüm dünyaya adını duyurmuş bir istanbul beyfendisi gördü.
Ben o dönemlere yetişemedim ama abilerimin hocalarımın başta Seyfi Timur hocamın anlattıkları kadarıyla federasyon dönemlerini yaşamakta olan biri olarak dernek dönemlerinde yapılan organizasyonlar, sporcuya verilen önem mükemmel yönetim şu an da bana güzel bir rüya gibi geliyor.
ve bu vücut geliştirme camiası geçici olarak yönetime gelen yönetim yaptığı 1 yıl içinde türkiye vücut geliştirme federsyonunun bütçesini kar a geçiren, yanlış hatırlamıyorsam ilk sponsorluk anlaşmalarını yapan ve iyi organize olunmuş yarışmalar düzenliyen bir doktor gördü.
1990 öncesi Türkiye’nin ekonomik durumunu ve teknolojik olanaklara bakın bir de içinde olduğumuz Türkiye’nin ekonomik ve teknoloji durumunu göz önüne alın; akıllı yönetimlerle olanakların kısıtlı olduğu ama amaca emin adımlarla giden kişiler bir tarafta, akılsız yönetimlerle olanakların sınırsız olduğu ama kullanmaktan aciz oldukları için Türkiye vücut geliştirme sporunu dibe sürükleyen kişiler bir tarafta...
Önceden şampiyonlarımız başarıları ile manşet olurken, şimdilerde doping skandalları haricinde esamemiz bile okunmuyor. Geldiğimiz durum apaçık ortada bunun sorumlusu bizleriz kimseler değil suçlu arıyacaksak içimizde arıyalım. Türkiye için ben şampiyonluklar kazandım elimden başka birşey gelmez deyip erkenden elini eteğini çekip, vücut geliştirme camiasını kurtların eline bırakan abilerimiz, hocalarımız hatta bizler de geçte olsa uyandık uzun uykudan daha doğrusu uyandırıldık sert bir şekilde. Vücut geliştirme sporu daha dibe vurmadan bir an evvel birşeyler yapmalıyız.
Ben umutluyum.
Sporcular neler yaşamakta bu kötü yönetimlerin içinde herşeyin farkındalar genç arkadaşlarımız ama onların yapacakları birşey yok.bir tarafta protokolde oturan milli sporcuyu kaldırıp ailesinden birini oturtan bir fedarasyon başkanı, diğer tarafta açık büfede yemek yemeye yer bulamayan sporcuya yerini veren bir IFBB ikinci başkanı, bir yanda sporcusuyla yarışmalar bittikten sonra gittiği ülkedeki barları gezmek için diyoloğa geçen bir federasyon yetkilisi, diğer yanda tüm ülkelerin sporcularına tek tek hatırını soran bir IFBB yetkilisi.
Bu örnekleri sonu gelmez.
Son olarak da bu konuyu ilerleyen yazılarımda daha detaylı işlemeyi düşünüyorum ama şimdilik bir başlangıcı olsun diye bir kaç cümle ile değinmek istiyorum.
Bu sporun çok basit birkaç kaidesinden saptırıp sanki matamatik işlemi çözüyorlarmış gibi yansıtan şampiyon antranör ve müsabık bozuntuları gerçeği var.
Ben sayısız yarışmacı ve şampiyon çıkartım deyip küçük topluluklardan saygı gören, yazdığı antreman programından bile ücret alan, yazdığı inanılmaz doping kürleri ile cebini dolduran ve aynı zamanda sporcunun sağlığını bozan ama hiç umursamayan her federasyon değişiminde onların da rüzgarları değişen kendilerine ayrı bir dünya yaratan cahil, çıkarcı, iki kelimeyi bir araya getiripte konuşamayan, alküalitesi Arnold’un bir filmi olan sadece ben diyen biz demiyen stüdyolarda nahoş resimler çektiren, web sayfalarında bilgi vermekten çok kendi reklamlarını yapan bu spora değil sadece bu ülkeye yakışmayan kişiler...
Ben onlara sporcu diyemiyorum hatta isim de koyamıyorum.
Dur demenin zamanı gelmedi mi? |
|
|
|